içinde

Sabah Sulhum

Barış için harp etmeye gidiyorum kıymetlim,
Ne varsa içimde senin sevmediğin hepsi ile cenke gidiyorum.
Halsiz bir cengaverim, can alan canavara gidiyorum.

Sen varsan uğruna dövüşecek, mağlup olunacak çok şey var.
Sen yoksan hangi mücadelenin kıymeti harbiyesi var?

Şimdi yüreğimin meydanındayım, duvarlara süngü takmaya,
Dikiş tutmayan, acınası yaralara sıcak demir vurmaya geldim.

İnan acımam yok, senin için dilimi ısırıp, dişimi kırmaya geldim.

Çoktan şakağımı oyup kaburgamı kanırttım,
Etim can çekişiyor, tatmadım hiç sağalan yara nedir bilmem.
Kuruma nedir, kabuk nedir bilmem.
Ötem hep berime denktir,

Çorak tarladan kaynayan bir cepheye düştüm,
Toz, toprak içinde yoz duygularım, böğrümde orak sancısı.
Oy benim sen kokan yaram, iyileşirse sen diye neyi çekerim ben ciğerime.

Galebe çalarsam şu fırtınalı orduya,
Kölemi hükümdar yapacağım, köylümü efendi,
Seni hüküm verip, seni ekeceğim,

Belki de sürecek ebede bu muharebe,
Ben razıyım bez pabuçla cephede yürümeye,
Razıyım göğsüme saplı demir ile soluk alıp vermeye,
Razıyım emir eri olarak kırk defa redif gelmeye.
Yeter ki sen ol dağın ardında kızıl elma,
Sen ol sabah sulhunun umudu sen sen yaramın kokusu.

Yazar Behzat Balcı

Çevre Mühendisi - Adana

2 Yorum

Yorum Bırakın

Bir cevap yazın

Sev-İn Gitsin

Ustaca Sevmek – Don Miguel Ruiz