Kuzeyin Efendisi Tong Yabgu Kağan

Türk’e karsı gelmek Tengri’ye karşı gelmektir, Türklere karşı koymak kimsenin haddine değildir!


Çin kaynaklarında “Tong Yabgu” olarak bilinmesine karşın günümüz Türkçesinde karşılığı “Kaplan” anlamına gelmektedir. Tong Yabgu Kağan, Aşina sülalesine mensup olup ağabeyi, Şikoey Kağan’dan sonra Batı Göktürk Kağanlığı tahtına oturmuştur.

Tong Yabgu, döneminde Çinde hüküm süren Tang Hanedanı ile iyi ilişkiler kurulmuştur. Ayrıca Tang Hanedanı hakkında bilgi veren Tang Kitabı’nda Tong Yabgu dönemi ile ilgili bilgilerde vardır.  Tang Kitabı’na göre Batı Göktürk Kağanlığı’nın altın dönemi kabul edilen, Tong Yabgu dönemi için kitapta şu bilgiler yer almaktadır.

“Tong Yabgu Kağan cesur, kurnaz ve savaş sanatında iyi bir adam. Bu sayede kuzeydeki Tiele (Töles) kabilelerini, batıda karşı karşıya olduğu Sasanileri ve güneyde bağlantılı olduğu Kaşmira bölgesini kontrol altında tutabiliyor. Tüm ülkeler ona tabi. Eli ok ve yay tutan on binlerce erkek sayesinde batı üzerinde büyük bir güç ve baskı kurdu. Wusun’u ele geçirerek çadırını kuzey Taşkent’teki Qianquan’a taşıdı. Batıda yer alan tüm prensler bölgelerini Türkler adına idare etmeye başladı. Tong Yabgu ise bu bölgelere birer tudun gönderdi. Batı Türklerinin devleti daha önce hiçbir dönem böylesine bir güce ulaşamamıştı.”

Ama bundan yaklaşık altmış küsür yıl sonra öyle bir kağan gelecek ki Batı Göktürk devletini gücünün zirvesine çıkaracaktı. (Bir sonraki yazımda Çin kaynaklarında MO-ÇO Türkçesi Kapgan olan büyük savaşçı (KAPGAN KAĞAN) dan bahsedeceğim.)

Tong Yabgu Kağan, İran’da hakimiyeti tamamlamak için Sasaniler ile 620’li yıllarda savaşmış, yeğeni Börü Şad, Kafkas Dağların’da ki Sasani sınırlarına bir çok akın gerçekleştirmiştir. Birçok tarihçi Tong Yabgu’yu Bizans kaynaklarındaki, 627-628’de Sasani İmparatorluğu’na karşı Kafkaslar’da Heraklius’la işbirliği yapan Ziebel ile özdeşleştirirler. Chavannes, Uchida, Gao ve Xue Zhongzeng’i kapsayan birkaç tarihçi ise Tong Yabgu’nun Ziebel’le (veya hiçbir Hazar hükümdarıyla) özdeşleştirilemeyeceğini ve aslında 625’lerde ölmüş olabileceğini savunur.

Sasanileri biat altına almak isteyen Tong Yabgu kağan; Sasanilere bir elçi yollayıp savaşmadan teslim olmalarını öneren bir mektup yazıp yollattırır.

“Ben, Tengri tarafından üstün kılınmış Aşina soyunun Batı Göktürk Devletinin Kağanı, Kuzeyin Efendisi Tong Yabgu Kağan. Türk’e karsı gelmek Tengri’ye karşı gelmektir, Türklere karşı koymak kimsenin haddine değildir. Elçimle beraber Devletime 3 sandık dolusu altın yollarsanız oraya Tudun atayıp bana itaat etmeyi kabul ederseniz savaşmaktan vazgeçerim”

Sasani Imparatoru II. Hüsref, Ortadoğuyu kendi hükmü altına almış güçlü bir orduya sahipti. Bu teklifi kabul etmesi icin bir nedeni olamazdı. Yazılan mektup II. Hüsref´in gözünü karartmış, deli etmişti.

Tong Yabgu’nun gönderdiği Elçiye işkence yapıp bedenini parçalayarak 3 sandık içine koyarlar, bacakları bir sandıkta, kolları bir sandıkta, başı bir sandıkta kervan hazırlatıp sandıkları Tong Yabgu’ya yollatır.

Günlerce, yol aldıktan sonra kervan Tong Yabgu’ya ulaşır. Sasanilerin savaştan vazgeçip altın dolusu sandıkların geldiği sanılır. Sandıklar açıldığında, gönderilen elçinin parçalanmış cesedini bulurlar.

Evren yaratıldığından beri kimse Türklerle bu kadar eğlenmemişti. Bunun üzerine Tong Yabgu, Orduyu kurduktan sonra zaman kaybetmeden II. Hüsref’in saklandığı Debrent kalesine akın eder.

Kale ok yağmuruna tutulur, duvardakileri öldürüp, merdivenleri duvarlara dayadıktan sonra kalenin içine girmek fazla sorun olmaz. Tong Yabgu´nun içine Erlik’in (Erlik Han – Türk ve Altay mitolojisinde kötülük yapan Tanrı ruhudur. Erlik Han Gök Tanrı’nın oğlu ve eski Türklerin inancı Tengricilikte yeraltı aleminin efendisidir) ruhu girmiş gibiydi, kalenin içinde bulunan hiç kimseyi sağ bırakmadılar canlı olan ne varsa yakıp yıktılar.

Movses Kaghankatvatsi, Derbent Kale´sinin kuşatmasını şöyle dile getirir:

“Türkler, denizdeki dalgalar gibi bir anda Kariye’ye girdiler ve önlerine çıkan her şeyi yok ettiler. Şehirde terör estiren saldırganlar çirkin, gözleri çekik ve kapaksızdı. Önce şehre doğru okçuların okları yağdı, sonraysa şehrin cadde ve sokaklarında önlerine çıkan herkesi vahşi bir kurt gibi katlettiler.”

Türk’e ya itaat edeceksin ya da öleceksin…


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim
13
Beğendim
Muhteşem Muhteşem
2
Muhteşem
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Kürşat GÜLER

Mersin Türkiye

6 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri