Kadın Olmak…


kadın olmak

Yine derin mevzularda kafa yormaya pek meraklı ben, mevzu bahis “Kadın Olmak” ise, bir nebze daha meraklı yaklaştığım bu konuda belki biraz daha sivri dilli bir üslupla duygu ve düşüncelerime ses vereceğim. Yaşadıklarımdan ve duyduklarımdan da bazı enstantaneleri sizlere sunacağım.

Dünyaya geldik ve kız bebek olduğumuz için çoğunluğumuzun babası “Aslan Oğlum” diyemeyeceğinden dolayı biraz da olsa buruk. Pek çok hayali vardı muhtemelen. Balığa gidecekti, erkek erkeğe yapacakları arkadaş sohbetlerine götürecekti, tuttuğu takımın formasını daha bebekken giydirip maçları beraber izleyecekti gibi birtakım hayali biraz suya düştüğü için hayatımızın ilk dışlanmasını yaşamış bulunmaktayız. Tabi bu noktada kız erkek ayrımı yapmadan evlatlarıyla ilgili kurduğu tüm hayalleri gerçeğe dönüştüren babaları, babalarımızı tenzih ederim. Bebeklikten çocukluğa geçiyoruz ve kız çocuğu olduğumuz için annemize mutlaka ve mutlaka ev işlerinde yardımcı olmalıyız. Kendi odamız var ise en azından oyuncaklarımızı düzenleyebilmeliyiz, misafir gelecek ise masayı hazırlamaya elimizin yettiğince yardım etmeliyiz. Annemiz temizlik yaparken süpürge tutabiliyorsa minik avuçlarımız temizliğe de katkımız olmalı diye uzayan bir listeyi aslına bakarsanız biz kadınlar oluşturuyor. Erkek – Kadın ayrımını daha en başında biz yapıyoruz.

Kadın olmak denilince erkekleri eleştireceğimi düşünebilirsiniz; ama maalesef alışılagelmiş bazı yargıları devam ettiren de biz kadınlar olduğu için öz eleştiri yapmalıyız. Bebek beklediğimizi öğrendiğimiz an başlıyoruz bu ayrıma. Kız ise pembe, erkek ise mavi oda hazırlıyoruz, cinsiyetine göre kıyafetler almaya başlıyoruz. Daha bebekken bu ayrımın içerisine biz sürüklüyoruz ve sonrasında eşitlikten gem vurmaya çalışıyoruz.

“Bebeğimin kız olacağını öğrendiğim an koca pankartlarla “Pembe ve mavi kıyafet istemiyorum.” yazmayı düşünmedim değil ki ben çocuğuma vereceğim ismi bile üniseks bir isim seçerken bu ayrımı hayatımıza dahil etmeyi hiç planlamıyordum. Velhasıl her şey bizim istediğimiz gibi olmadığı için kızıma düşündüğüm “Deniz” ismini veremedim. “

Bu küçük örnekten sonra konumuza tekrar dönecek olursak, çocukluktan genç kız dönemine geldik… Aynı dönemde erkekler, gayet rahat okul saatleri haricinde birkaç saat dışarıda vakit geçirebilirken kızlar, 10 dakikalık gecikmenin hesabını verebilmenin ağır yükümlülüğü altına girecektir. “Kız Arkadaş”ı olan aslan parçası erkekler, bunu çok rahat dillendirirken, kızlar, arkadaşlarından gelen mesajın açıklamasını yapmakla uğraşırlar ya da birini sevmişlerse adları hep kız ismiyle kayıtlı kalır, bunu dillendirmek şöyle dursun.

Geldik üniversite çağına. Erkekler gitsinler en iyi üniversitelere uzak olsun sorun değil. “Kızlar, en yakın üniversite hangisi ise ona gitsin.” düşüncesiyle hayatımızın dönüm noktasında aldık mı bir veto daha. Uzakta olursak kontrol edilemeyebiliriz. Birisi bize bir şey yapabilir maazallah. Biz kendimizi koruyamayız. Peki hiç düşünülür mü neden koruyamadığımız? Çünkü hiç fırsat verilmemiştir kızlara. Küçükken uğradığımız tacizleri bile söyleyememişizdir. Söylersek, suçlunun biz olacağını düşünmüşüzdür. Burada ismi lazım değil çok yakın bir arkadaşımın evlendikten sonra yaşadığı bazı sıkıntılar sebebiyle gördüğü psikolojik tedavi sonrası aramızda geçen bir konuşmayı paylaşmak isterim.

“Daha okula gitmiyordum hatırladığım kadarıyla. Bir yakınımızın oğlu evde kimse yokken yeğenini gezdirme bahanesi ile geldi bize ve ben çocukla oynarken sürekli yanıma oturuyor ve dokunmaya çalışıyordu bana. Rahatsız olduğumu dile getirmiştim çocukça dilimle ama niyetini açık açık söylediğinde o kadar korkmuştum ki sadece “Anneme söylerim seni” diyebilmiştim. O da tavrını kesip çıkıp gitmişti “Sakın söyleme” tehdidini savurarak. Söyleyemedim. Lise yıllarıma geldim. Sabah vakti okula giderken uğradığım taciz ise, haftalarca arka sıramda oturan erkek sınıf arkadaşlarımın benim sıramdaki silgiye her uzanışlarında yüreğimin ağzına gelmesine sebep olmuştu. Yine söyleyememiştim. Peki ne oldu sonra ? Söyleyeyim ne olduğunu. Bana göre artık erkekler, tamamıyla korkulması gereken birer varlığa dönüşmüşlerdi. Fırsatlarını ilk buldukları anda ya öpmek ya da dokunulmaması gereken bir bölgeye temas kurmak isteyen yaratığa dönüşmüşlerdi. Hiç biri bir kadını sevemez sadece kullanırlar gözüyle bakar olmuştum onlara.“ 

Bu susmaların bir kızın, kadının cinsel kimliğinde ya da cinsel hayatında oluşturduğu tahribatı düşünebiliyor musunuz?

Üniversiteyi de okuduk geldik iş hayatına. Erkeklerin askerlik durumları onlar için nasıl bir pürüz sayılıyor ise biz kadınların da medeni hali aynı tavrı görüyor bu noktada. CV’nizde medeni durumunuz “Evli” ise baştan egale ediliyorsunuz. Neden mi? Çünkü potansiyel bir hamilesiniz. Hemen bununla ilgili bir örnek de vermek isterim.

“İlk kez kendi isteğimle zoraki bir neden olmadan işi bırakmış ve yeni iş arayışına girmiştim. Daha 1,5 sene olmuştu evleneli ve henüz çocuk düşünmüyordum üstüne bir de işsizken tamamıyla ertelenmişti bu durum ve ilk iş görüşmemde hatta sonrakilerde sorulan ilk özel soru şuydu : “ Çocuk düşünüyor musunuz?” Bence bu soru bir mülakat esnasında kadına sorulabilecek en saçma ve en uygunsuz sorudur. Bu soru benim eşimle olan münasebetimin sorgulanmasıdır bana göre. Benim özel hayatım, bir firmanın İK Müdürü’nün onayına kalmamalı diye düşünmüş ve mülakatı kesmiştim. Zaten kabul görsem de kesinlikle kafamda bitirdiğim bir kuruluş olarak yer almıştı.”

Bebeklikten bebek doğuracak yaşa gelene kadar yaşadığımız bu sıkıntıları yazımın başında da söylediğim gibi biz kadınlar oluşturuyoruz. Ataerkil bir toplumdan geliyoruz; ama bunu değiştirmek tamamıyla elimizde. Çünkü “Dünyanın yarısını kadınlar oluşturuyorsa, diğer yarısını da kadınların yetiştirdikleri insanlar oluşturur.” Bu cümlenin doğruluğu tartışılmaz bana göre. Çünkü biz kadınlar, öyle mükemmel yaratılmışız ki elimizin değdiği her şeyi güzelleştirebilir, değiştirebiliriz. Kendimizdeki üstün yeteneklerin farkına varmalıyız artık. Mesele söyleyin bana : “CV’nizde yer alan özellikleriniz ve kabiliyetleriniz bölümünde ne yazıyorsunuz?” Ben söyleyeyim. “İçimden insan çıkarabiliyorum.” 🙂

Sevgiyle kalın.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

65
65 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim
0
Beğendim
Muhteşem Muhteşem
0
Muhteşem
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
İnanılmaz İnanılmaz
0
İnanılmaz
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Kızdım Kızdım
0
Kızdım

Yorumlar 0

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DAHA FAZLA: Serbest Yazı

BUNLARI DA KAÇIRMAYIN

Bir format seç
Kişisel Test
Kişisel bir şey ortaya koymayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar verme ya da görüş belirleme/oy verme
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın