Haddim Olmayarak; Ersin Ramoğlu


Hayatımın belki de en umutlu, belki de en umutsuz görüşmesini bugün yaptım.

Kendi ev kiracıma akşam oturmasına gittim 2 gün önce -evli, mutlu, çocuklu bir aile- Neyse kiracım olan Murat Abi’ye yazarlığa olan ilgimden bahsedince ertesi mesai gününde bana umut dolu bir cümle kurdu.

“Sude sana Sabah Gazetesi Adana Bölge Temsilcisi olan Ersin Ramoğlu’ndan randevu aldım”

Nasıl ya, abi sen ne diyorsun, nasıl olur gibi heyecan ve şaşkınlık dolu cümlelerimi sıraladıktan hemen sonra şuurum yerine gelince; dedim abi benim alt yapım yok, önemli bir eğitim kariyerim yok, yok yani.

Ben dedim seni utandırırım.

Bu kadar bu işe gönül vermiş insan varken bana düşmez yani.

Vel hasıl randevu günü geldi.. Saat 14:00’da

Ama ben saat 14:00’da olan randevuya saat 12:00’da evden çıkarak Sudeliğimi yaptım yine:)

Huylu huyundan vazgeçmez, ben hep böyleydim ve insanlar değişmiyor(muş); bunu da 28 yaşımda zor öğrendim. Her şey gibi..

E randevu 14:00’da ben geldim Sabah Gazete’sinin önüne 12:40’da:)

Zaman da geçmiyor mu. Araba da bu kış gününde 30 derece oldu mu. Beni bir sardı heyecan..

Vakit geldi, ben içeri girdim; Ersin Bey kalkmadı yerinden, o el uzatmayınca ben de -haddim olmadığı- için yeltenmedim.

Hayır ben kimim zaten:) Oldu Sude Hanım size bir de kırmızı halı serseydi adam:)

Neyse ciddiyim şu an, çünkü çok önemli bir anımı yazıyorum.

Fotoğraflarını incelemiştim ama gördüğüm daha candan, daha yurdum insanıydı.

Ben “açık çay içerim” dediğim de ısrarla “kahve de var” dedi.

Nasıl bir tutumda bulunduğunu anlamışsınıdır;)

Yani kahve içelim de kırk yıl hatrımız bulunsun kahvesiydi o, yani seni geçiştirmiyorum kahvesiydi, sana gerçekten mesai harcıyorum kahvesiydi. Ve kırk yıl hatırla kalktım o masadan.

Kalkmadan önce sinirlendiği bir an’a şahit oldum ve dedim ki bu adamı asla sinirlendirmemeliyim:) Ahahah

Ve yine kalkmadan önce benimle göz kontağı kurarak iletişimde olduğunu farkettim. Yani telefonuna  bakmadı görüşme boyunca, mesaj atmadı, bilgisayarına yönelmedi. Gerçek bir dinleyiciydi.

Telefon numaramı aldı benim, kendi telefon numarasını bana verdi. Bence de oha bir durum. Beklemediğim olumlu bir gelişme olsa gerek bu.

Ve yine kalkmadan önce odasına ve kendisine şöyle bir baktım da gördüğüm resim şuydu; kitap okuyan, insana değer veren, çiçek seven, ferah ortamda çalışan, temiz giyinen ve kravat takan bir gazeteci..

Ve inanır mısınız? Hocam dediğim yaklaşık 15 dk karşısında oturduğum adam, ben kalkarken ayağa kalktı, elimi sıktı ve kapıya kadar uğurladı.

Arabaya binmeyi beklemeden Murat Abi’yi aradım. O da çok mutlu oldu, olumlu geçmesine. Ve sonra en yakın arkadaşımı aradım.

-Heytt be arkadaşıma bak sen, Ayşe Arman’ım benimmm.

-Abartma Nurcan ya, daha dur! Ortada bir şey yok. Umutlandırma beni.

Bu konuşmanın üstüne eve gelene kadar yarım saat boyunca ağladım.

Yaşadıklarımı düşündüm, vazgeçişlerimi, tercihlerimi, kayıplarımı, hiç bir baltaya sap olamamış Sude’yi düşündüm.

Çok ağladım.

İlk cümlemde bu görüşmenin hayatımın en umutsuz görüşme olma ihtimalini .

Çünkü Ersin Bey bana “sude senin yazmaya yeteneğin yok, bence vazgeç” dese.

Daha başka neyi deneyeceğimi bilmiyorum. Neye yöneleceğimi bilmiyorum.. Bu yüzden en umutsuzu olabilir diye düşündüm.

Ama şu anki duygumla; bir sade kahve eşliğinde, 2 lafın belini kırmak Ersin Ramoğlu ile.. Tabiki umut dolu.. Mucize dolu.. İhtimal dolu bir görüşme..

Bana verilen bu fırsat için Ersin Bey; size burdan teşekkür ederim.

Hayat, karşınıza hep iyi ve sevgi dolu insanlar çıkarsın.


Sude DEMİR

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri