
Bu soruyu soran birine ilk söyleyeceğim şey şu olurdu: Eğer gerçekten olmuş olsaydı, bugün bunu internette arıyor olmazdın.
Biraz sert bir giriş gibi gelebilir ama çoğu zaman gerçek de tam olarak bu. Çünkü insanlar bu soruyu genellikle ayrıldıktan sonra, özlediklerinde ya da karşı tarafın geri dönme ihtimali belirdiğinde soruyor. İçlerinde küçük de olsa bir umut oluyor. Belki bu kez farklı olur diye düşünüyorlar.
Ama ilişkilere uzaktan bakınca ilginç bir şey fark ediyorsun. “Bir daha asla konuşmam.” deyip yıllar sonra yeniden bir araya gelen çok insan var. Fakat aynı insanların büyük kısmı, ikinci ayrılığı da yaşıyor. Çünkü ilk ayrılığa sebep olan şeyler, zaman geçince sihirli bir şekilde ortadan kaybolmuyor.
Aslında burada küçük ama önemli bir ayrım var.
Eğer ortada gerçekten aşk varsa, o ilişki kolay kolay “ex” olmaz. İnsan sevdiği kişiyi kırabilir, tartışabilir, hatta bir süre uzak kalabilir ama sevgi hâlâ iki tarafta da yaşıyorsa, o hikâye bitmeden “eski sevgili” etiketine dönüşmez. Araya mesafe girer belki ama bağ kopmaz.
Ama bir ilişki gerçekten “ex” olduysa, yani iki kişi birbirinin hayatından çıktıysa, yeni hayatlar kurduysa, güven kırıldıysa ve geriye sadece anılar kaldıysa… İşte orada yeniden başlamak çoğu zaman geçmişi yeniden yaşamaktan başka bir şey olmuyor.
Belki bu yüzden insanlar “Eski sevgiliyle barıştık.” cümlesini çok duyuyor ama “Yıllarca mutlu yaşadılar.” kısmını pek duymuyor.
Ünlü isimlerde de bunun örneklerini gördük. Serenay Sarıkaya ile Cem Yılmaz ilişkisinin ardından yapılan “yeniden olur mu?” yorumları ya da Hadise ile Mehmet Dinçerler hakkında çıkan barışma iddiaları günlerce konuşuldu. İnsanlar her zaman eski aşklara ikinci bir şans verilmesini romantik buluyor. Ama magazin gündemine baktığımızda, yeniden başlayan ilişkilerin büyük bölümünün uzun soluklu olmadığını da görüyoruz.
Bunun nedeni aslında çok basit. İnsanlar birbirlerini değil, çoğu zaman ilişkinin güzel anılarını özlüyor. Hafıza kötü günleri zamanla siliyor, güzel günleri ise olduğundan daha parlak gösteriyor. Sonra yeniden bir araya gelince gerçek hayat, hatıralardan çok daha güçlü çıkıyor.
Elbette istisnalar vardır. Hayatta “asla” demek doğru değildir. Fakat istisnalar üzerine hayat planı yapılmaz.
Benim fikrim şu: Eğer gerçekten aşk bitmediyse zaten o ilişki kolay kolay ex olmaz. Bir şekilde yolunu bulur, konuşulur, çözülür. Ama aşk bittiyse ve geriye sadece alışkanlık, yalnızlık korkusu ya da “Acaba?” duygusu kaldıysa, ex’ten next olmaya çalışmak çoğu zaman eski bir kitabı tekrar okumaya benzer. İlk sayfalarda heyecan duyarsın ama sonunun nasıl bittiğini zaten biliyorsundur.
Belki de en doğru soru “Ex’ten next olur mu?” değil, “Biten bir şey neden yeniden başlasın?” olmalı.
Çünkü bazen en güzel başlangıç, eskiye dönmek değil; gerçekten yeni olana cesaret edebilmektir.