
Günlük hayatta pek çok yeni bilgiyle karşılaşırız. Bunların çoğunu aklımızda tutarken çoğunu umursamayız bile. Aslında hep gördüğümüz ama fark etmediğimiz nice ilginç bilgiler de vardır aralarında. İsterseniz hep birlikte onlardan bir kaçına göz atalım.

1999-2000 senesinden sonra her vatandaşa verilen kimlik numaralarının sonu hep cift sayı ile bitiyor. Bu bilgiyi şu an öğrenen okuyucular ise kendi kimlik numaralarıyla sağlamasını yapıyordur büyük ihtimalle 🙂

Şubat dışında diğer ayların kaç gün çektiğini bilmeyenler için pratik bir yöntem var. Sol elinizi yumru yapın, elinizin üstü size bakıyor olsun. Parmaklarınızın başlangıç kemiklerine sağdan itibaren ayları sıralayın. Yüksek kısma denk gelen aylar 31 günken çukur kısma gelen aylar 30 gündür. Temmuz küçük parmağınıza denk gelmiş olmalı ve tekrar sağdan devam edin. Farkındaysanız arka arkaya 31 gün olan iki ayımız yumruk hesabında da arka arkaya gelmiştir.

Yargı, kamu hizmeti olduğu için cübbenin cebi yoktur. Rüşveti önlemek amaçlanmıştır. Yargının kimseden emir almadığı, bağımsız olduğu ve kimsenin önünde düğmesini iliklemek zorunda olmadığı için de düğmesi yoktur.

Kaju olarak bildiğimiz çerez sanılanın aksine meyvenin kendisi değil, o meyvenin sapıdır.

Ebatı ne olursa olsun, nasıl bir kağıt olursa olsun, hiç biri 7’den fazla ikiye katlanmaz. 7.yi de zar zor katlarsınız 🙂 Deneyin bakalım 🙂

İlk olarak 17.yüzyılda Aristokratlar’ın çamurdan korunmak amaçlı kullandıkları topuklu ayakkabılar daha sonra erkeklere özenen kadınlar arasında kullanılmaya başlanmış ve kadınlara daha çok yakıştığı gerekçesiyle erkekler tarafından tercih edilmemeye başlanmış. Çok şükür 🙂

Kiminin uzun, kiminin hokka gibi burnu vardır. Meğer mesele baş parmağımızla alakalıymış. Ne kadar doğrudur, estetikli olanlar için de geçerli midir bilinmez, okuyan herkesin istemsizce ölçmeye çalışması daha yaygın bir gerçektir.

Cebrail, Azrail, Mikail ve İsrafil olmak üzere 4 büyük melek vardır ve baş harfleri “Cami” kelimesini oluşturmaktadır.

“Okul” kelimesinin harflerinden sonra sırasıyla gelen harfler “Ölüm” kelimesini oluşturur. (O-Ö / K-L / U-Ü / L-M )Bunu bulan her kimse dikkati takdire şayandır 🙂

Bu cümleyi ister soldan sağa okuyun ister Arap alfabesi gibi sağdan sola okuyun, aynı şekilde okunur.

Oyun kartlarının tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmiyor. Ama günümüzde kullanılan hallerinin Fransa’ya dayandığı kesin gibi görünüyor. O dönemlerde Fransa’da dört sınıf vardı ve iskambil kağıtlarındaki kupa, maça, karo ve sinek bu dört sınıfı temsil ediyordu.
Kupa bir kalkanı andıran şekli ile asil sınıfı ve kiliseyi, maça bir mızrağın ucunu çağrıştıran şekli ile orduyu, karo ticari deniz işletmelerinin eşkenar dörtken kiremitlerinden esinlenerek orta sınıfı, sinek ise yonca yaprağına benzeyen şekli ile köylüyü temsil ediyor. Günümüzde oynan briç, poker gibi oyunlarda, kupanın en değerli, sineğin ise en değersiz kart olmasının nedeni işte bu sınıflamadır.

Ülkemizin en kuzeyindeki, inci ilimiz Sinop’ta 1998 yılından beri trafik lambası yoktur. Haliyle kırmızı ışıkta geçme cezasını da bilmez Sinoplular 🙂 Ayrıca belirtelim, ülkenin en mutlu ili de Sinop’tur.

35 yıllık ömrüne 626 eser sığdıran Mozart, mehter ritminden esinlenerek, 11 numaralı La Majör Piyano Sonatı’nın 3. bölümünde “Ronda alla Turca” yani Türk Marşı’nı besteler. Beste halen Türkiye’nin özel davetlerinde, ülke tanıtımında hatta okul zillerinde kullanılmaktadır.

Bu cümle de nerden çıktı demeyin. Bir özelliği var elbette 🙂 Alfabemizin tüm harflerini içinde barındıran bir cümledir kendisi.

Çocukların en sevdiği çizgi filmlerden biri olan ve pek çok ülkede yayınlanan Caillou’nun lösemi hastası bir çocuğu canlandırdığı ve onun yaşama sevincini anlattığı, bundan dolayı da kel olduğu söylenmektedir.
Evet… Bir çoğu gereksiz bir bilgi ama belki bir yerlerde karşınıza çıkar 🙂 Olmaz olmaz demeyin, bilginin her türlüsünü öğrenin 🙂