Bir Aşk İki Hayat Dramım


Güneşli ve gayet bahar sıcağından herkese selamlar.

Bugünün pazar olması dışında güzel olan birçok şey var ama en önemlisi enişteniz olan Engin Akyürek’in yeni filmi -Bir aşk iki hayat’ı- izlemiş olmam.

Film efsane olmuş..

Enginciğim taş değil, mermer biliyorsunuz. Ona laf edeni keserim! Çok net.

Bergüzar’ın güzelliğiyle ilgilenmiyorum, hele fiziğine hiç girmiyorum.

Bana ne canım! Allah da onu öyle yaratmış.

Ama bilseymiş bu kadar kıskanacağımı bana da bu koca popoyu vermezmiş diye düşünüyorum.

Neyse yüce rabbimin takdiri deyip geçiyorum bu işin içinden.

Şimdi efendime söyleyeyim; eğer ki bu aşk filmine gidecek olursanız muhakkak aşık olduğunuz kişiyle yada potansiyeli olan kişiyle gitmenizi öneririm.

Ben sevdiğim bir erkek arkadaşımla izledim filmi. Bana biraz dram haline geldi içinde bulunduğum durum. Ruhsal acı çektim, fiziksel sapasağlamdım.

Filmi izlerken yanımda öyle biri olmalıydı ki İstanbul’da ki anılarım gelmemeliydi gözümün önüne yada benim aklım uçup gitmemeliydi. Beynimi susturacak, yeni anılar yazdıracak, kalbime yeni hayaller kurduracak biri olmalıydı yanımda.

Şu an ki sizin için duam şu; kalbinizdeki kişiyi allah beyninize de oturtsun. Oraya yakıştırsın.. Ve size anlamsız gelen şeyi bile onunla beraber ruh olarak da yanındayken yani tam da oradayken yaşamanızı nasip etsin.

Çünkü ben beden olarak arkadaşımın yanındaydım ama ruhum aranıp duruyordu.

Doğru yerde yanlış insanla beraberdim ve yaşadıklarıma, başıma gelenlere tahammülsüzdüm..

Aklıma gelen şeyler; sinemanın duvarlarına çarpıyor, Bergüzar’ın gözyaşlarıyla somutlaşıyordu.

Neyse film dram, ben dram. Önümde koca kova mısır elimde zero, yanımda “Neden Levent var?” sorusu..

Yani evet eğer ki bir aşk filmi izliyorsanız o filmi bir arkadaşınızla izlemek kadar kötü bir şey varsa o da şu ki; neyse şimdi kötü enerji yaymayayım. Açmıyorum şom ağzımı. İyi dediğim üç gün yaşıyor çünkü..

Neyse ki ileri görüşlü bir insan olduğumdan mısırı en büyük boyundan alarak hıncımı midemden aldım. Tabi ki ertesi gün diyete başlayacağım. Jübilemi yapmasa mıydım?

Filme gelirsek; çok bizden olmuş..

Bir anda başlayan aşkı ve seçimleri anlatıyor.

Seçimlerin, vazgeçişlerin, önceliklerin ne kadar hayatımızı etkilediğini; hatta bizi dönüm noktalarımızdan geçiren şeylerin çok basit tercihlerimiz olduğunu anlatan bir film.

Filmin müziğini dinliyorum da bu yazıyı yazarken; (muhtemelen elli sekizinci dönüşü) ve o şarkı bile -Kaderciyiz?- sözüyle başlıyor.

Karakterimiz; kaderimizdir derim ben hep.

Karakterimizi oluşturan şeyler yani bizi biz yapan özelliklerimiz; tercihlerimize iten şeylerdir.

Yaşadığımız hayatı da, kaderimizi de karakterimiz belirliyor.

İşte film de tam olarak karakterimizin bize yaşattıklarını anlatıyor..

(Neden bu filmin senaryosunu ben yazmadım diye düşünüyorum şu an, senaristi kıskanmadım değil)

Şarkı güzel bu arada.. “Son mektup”

Biten bir aşkın ardından dinlenecek şahane bir şarkı. Öneririm ama depresifliğe gerek yok durduk yere.

Ruhumuz hala bedenimizin içindeyse her şey yeniden yeşerebilir.

Siz bir umutlanın lan! Dinlemeyin öyle şarkılar. Mesela ben hiç dinlemem?

Sonuç olarak bu film son zamanların en iyi romantik türk filmi olmuş.

Katılmayanlarla tartışırız.

Filmin sonu bende kalsın, gidin izleyin arkadaşım!

Güneşli bir pazar günümün bana yazdırdığı duygular bunlar.

Ve daha iyileri; henüz yaşamadıklarım.

Yaşam mottoma sağlık:)


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim
3
Beğendim
Muhteşem Muhteşem
1
Muhteşem
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Sude DEMİR

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri