içinde

Balıklı Kuyum

Aralıklı değil sana müptela halim, daimi çaresiz kor gibi göğsüm. Ve artık yanmaktan geçtim kısık kısık tütüyor sana şu canım.

Sen aşığın berceste duygusu. Bende ise katran kokusu ile sana hicret arzusu, Karanlıkta değildir kalbim ama gözlerimde titreyen sensiz hazanın buğusu.

Çehrem öyle suskun ki, sahra gecesi görse infak edecek suyunu ve iftar aşını. Lakin içimi sorma onda yayılmış bir arzı ayıran zelzelenin telaşı. Ah güzelliği ile gül küstüren pembeli, bir baksan şu gönlüme gül diyarında yalnızlardan bir ordu, hepsinde benden bir parça, ben ise sensiz bin parça.

Gözlerine bakıyorum, orda geniş yaylaların arı okşayan fırtınası, bende ise bitişik duvarların arasından kurtulma çabası. Alemine hane olmuş şu kalbimin yeri sanki merdane ile mermerin arası. Ben bu göğüs kıran darlıkta sana soluklanıyorum berrak fecrin buğusu.

Sensizlik billahi eziyet dişimden tırnağıma, aşınmış delik delik her yanım, korkarım sevilesi kalmamış. Evren gibi muntazam nizamın yanında benim yılanlardan can bulmuş arapsaçı halim. Sana yakışacak benler hayal ediyorum ama nasibim yok yine her ruha bedeni dar alıyorum.

Sonra Yunus’un balığında Yusuf’un kuyusuna giriyorum. Kırk kat sindirilmiş yaraları İbrahim’in ateşiyle dağlıyorum. Ona serin olan ateş beni ebabil közü ediyor. Sönmeden düşüyorum, kuyunun dibinde yeryüzü arıyorum.

Yazar Behzat Balcı

Çevre Mühendisi - Adana

Bir cevap yazın

Çiçi Yabgu

Burak Sevinç Kimdir?