Adım Adım Annelik

0
annelik k

İlkokul ya da lise yıllarında öğretmenler, sınav sonuçlarını okurken büyük bir heyecanla beklerdik çoğumuz özellikle de bayanlar. Şimdi büyüdük ve hayatımızın en büyük heyecanlarından birini yaşıyoruz. Sadece 3 dakika sonra sigara, alkol gibi kötü alışkanlıklarımız varsa o anda sona erecek. Yerinde duramayan deli dolu biriysek birazcık daha hareketlerimize dikkat etmemiz gerekecek. Eğer evinizin bir odasını ardiye gibi kullanıyorsanız o eşyalara yeni bir yer bulmamız gerekecek. Gösterge ilerliyor bu arada ve evet hayatımızı tamamen değiştirecek sonucu, o çift çizgiyi gördük. Mutluluktan havalara uçuyoruz. Muhtemelen öğrendiğinizde miniğiniz henüz 4-5 haftalıktır. Şimdi bu kısımdan sonrasını kendi deneyimlerimle aktarıp her sürecin geçici olduğunu ve kendinizi bunlara hazırlamanız gerektiğini anlatacağım.

Güzeller güzeli meleğimin hayatıma gireceğini 5 Mart 2015’te öğrenmiştim ve henüz 5 haftalıktı. Ben ise o güne kadar defalarca bu testi yapmış olmanın ve sonucun hep olumsuz çıkmasının verdiği bezginlikle ilk defa bu kadar umutsuzca bekliyordum o 3 dakikayı;ama sonuç bu kez müspetti. Şimdi ne olacak, kilo mu almaya başlayacağım, kız mı erkek mi, doğum nasıl olacak, işe döndüğümde kim bakacak gibi daha pekçok ikinci üçüncü safha sorularını sıralıyordum. Heyecanıma verelim.

Mutluluktan havalara uçarken bodoslama yere çakılıyorum 6. haftamda. Elden ayaktan düşüren, günlerce kah hastanede kah evde serumlarla yatmama sebep olan öğürme safhasına gelmiş bulunuyorum. Vücudun, içerdeki o minik şeye alışma evresiymiş bu. 12. haftaya kadar devam eden öğürmelerim, 13. haftanın başında azalarak devam etti. Günde 5-6 kez istifra eden ben, 13. hafta itibariyle sadece sabahları yataktan kalkar kalkmaz standarda binen klozetle kucaklaşmamı yapıp normalleşmeye çalışıyordum. Yanımda poşetle gezer olmuştum bu dönemde. Hepsi geçecek sadece biraz güçlü olmaya çalışmanızı tavsiye ederim. Bu durum, fiziksel çöküşten ziyade ruhsal bir bunalım da yaşatabilir.

image001

Bu dönemi de atlattık; fakat daha yolun başındayız. Bu evreden sonra hamileliğimi düşük tansiyonlu biri olarak devam ettirdim. Arada burun kanamaları, migrene benzer baş ağrıları bana eşlik etmişti. Hatta bir gün baş ağrısını şiddetli bir şekilde yaşarken-ki ben baş ağrısı nedir pek bilmem- eşime kafama bir şeylerle vurmasını bile istemiştim. Öylesine şiddetliydi ki ağlıyordum. Dişlerim, gözlerim hepsinde ayrı bir acı vardı. Ağrı kesici almanız bu dönemde pek uygun olmuyor haliyle. Alabileceğiniz ağrı kesiciler, sadece doktorunuzun önerebilecekleri ile sınırlı ve ne yazık ki onların da bu tip ağrılarda pek etkili olduğu söylenemez. Almasanız daha iyi olur bu durumda.

Bu arada içerdeki miniğin hareketlerini hafif hafif hissetmeye başlamıştım; ancak 19. haftamda rahim duvarında kaydırdığı eli ya da bacağı diyebileceğim ilk hareketi hissetmekle kalmayıp görmüştüm.

Gelelim 24.haftaya. Bebeğinizin cinsiyetini 16. haftadan sonra öğrenebilirsiniz; yalnız bizim nazlı küçük hanım, o güne kadar göstermemişti kendini. Ben ise oğlum olsun diye yanıp tutuşuyordum ve doktor, bir meleğin geleceğini söyledi. Evet itiraf edeyim ki üzülmüştüm; ama sonra silkelendim ve kendime geldim. Tek isteğim sağlıkla kucağıma gelmesiydi.

Artık kucağımıza alma vakti geldi çattı. O güne kadar en fazla on kilo almıştım sanırım. Hangi mevsimde olursanız olun mutlaka bol bol yürüyüş yapın. Yazın akşam saatlerini tercih edin tabiki. Eğer normal doğum düşünüyorsanız emin olun bu yürüyüşler işinize çok yaratacaktır. Sezaryen doğumda sizin de bakıma ihtiyacınız olacağını; ancak artık size muhtaç bir bebeğiniz olduğunu aklınızda bulundurun. Belki de hayatınızda yaşayabileceğiniz en büyük fiziksel acıyı yaşayacaksınız; ama sonrası emin olun buna değecektir. Bırakın kendinizi doğaya, doğal olanına. Zorunlu bir sebep olmadıkça bıçak altına yatmayı düşünmeyin. Normal doğumun en güzel yanı, doğum biter bitmez ayaklanabiliyorsunuz. Daha ilk geceden “Ben seni önümüzdeki bir iki yıl uykusuz bırakacağım.” diyen minik meleğimi, ayakta pışpışlayıp gezdirmeye başlamıştım. İşte 11 Kasım 2015’ten bu yana da uykusuzluk ve yorgunluk bedenime yapışmış bir halde yoldaşlık ederler bana.

durub

Bebeğinizi kucağınıza alır almaz hemen emzirmelisiniz. Artık sizle olan bağı biraz önce kesilmişti; çok çabuk acıkırlar ve aranmaya başlarlar. Yalnız emzirmek, sadece karın doyurmak değildir. Öncelikle bunu aklınızdan çıkarmamanızı tavsiye ederim. 40 hafta sadece sizi hissetti, sizin sesinize alıştı, sizin kokunuzu biliyor ve hiç bilmediği bir dünyaya geldi. Siz onun en büyük dayanağısınız. Güven duyduğu tek kişisiniz. Doğumdan sonra bazı sebeplerden dolayı yalnız kalmıştım ve en büyük yardımcım internetti; ancak maalesef internette yazılan herşey doğru olmayabilir. Keza yanılgıya çok düştüm. “Bebeğinizi 2 saat aralıklarla emzirin.”yazıyordu ve maalesef bunu uyguladım. Meleğim ise durmadan ağlıyordu. Mama vermeme ve doyduğundan emin olmama rağmen hala ağlıyordu minik meleğim. Aslında tek yapmam gerekenin, ikimizi de bu durumdan kurtaracak en büyük kozumun emzirmek olduğunu 2 Aydan sonra doğru siteleri okuyarak tecrübeli anneleri dinleyerek anladım.

Meleğimle yaşadığım diğer maceralar için takipte kalmanızı ve çevrenizde heyacanla olmayı bekleyen adayların bu ilk evre için bilinçlenmeleri adına onlara da bu yazıyı okutmanızı tavsiye ederim.

Sevgiler…

CEVAP VER

Lütfen Yorumunuzu yazınız!
Lütfen İsminizi yazınız