2018’de Yayınlanan 10 Kitap


2018 yılında basılmış eski ve yeni kitaplar tanıtım bültenleriyle birlikte sizlerle! Keyifli okumalar.

  1. 1 Suat'ın Mektubu / Ahmet Hamdi TANPINAR


    TANITIM BÜLTENİ:

    "Tanpınar, Huzur’u yayımladıktan sonra yaptığı bir söyleşide kendisine yöneltilen, “Huzur devam edecek diyordunuz?” sorusuna “Edecek, tabii edecek. Mümtaz ölmemiştir. Hâlâ yaşıyor ve yeni bir insan olarak doğmak için beni zorluyor” cevabını verir ve şunu ekler: “Fakat daha evvel Huzur’un öbür kısmını neşredeceğim, yani Suat’ın Mektubu’nu. Küçük bir eser, okuyucu orada Mümtaz’ın meselelerini daha başka bir planda görecektir.”

    Tanpınar’ın bu niyetini kuvveden fiile çıkardığını İÜ Türkiyat Enstitüsü’nde bulunan arşivindeki sayfalar göstermektedir. Bu sayfalar, eksik de olsa Tanpınar’ın “küçük bir eser” olacak dediği mektup üzerinde ciddi bir emek harcadığını göstermektedir. Sayfaların büyük bir kısmı daktilo edilmiş, bunların her biri daha sonra eski yazıyla bol miktarda çıkmalar ve eklemelerle epeyce değiştirilmiştir. Daktilo edilmesi, kalemle yazmayı tercih ettiğini bildiğimiz Tanpınar’ın metni en azından bir defa elinden çıkardığını, daha sonra üzerinde yeniden çalışmaya başladığını gösteriyor.

    Suat’ın Mektubu; Huzur romanının karakterlerinden Suat’ın, arkasında Mümtaz’a hitaben yazdığı bir mektup bırakarak intihar etmesini işler. Huzur’da bir paragrafı yer alan bu mektupta Suat açısından Mümtaz’ın anlatılması ve Suat’ın kendi içine dönerek kendisini açıklaması ilgi çekicidir. Bu yarım kalan eseri kitaplaştırmayı tercih etmemizin nedeni de Huzur romanıyla olan bu doğrudan ilişkisidir.

    İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde bulunan Tanpınar Arşivi, Prof. Dr. Handan İnci’nin çabalarıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Marmara Üniversitesi ve İÜ Türkiyat Enstitüsü’nün işbirliğiyle dijitalleştirilmiştir. MSGSÜ bünyesinde kurulan “Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Araştırmaları ve Uygulama Merkezi” tarafından arşiv üzerinde çalışmalar devam ettirilmektedir. Suat’ın Mektubu, bu çalışmaların ilk ürünüdür.

    Suat’ın Mektubu’nu kitapta üç farklı şekilde göreceksiniz. Birinci bölümde, Tanpınar’ın üzerini çizdiği kelime ve satırlar metinden çıkarılmış, gerekli yerlerde sayfaları birbirine bağlayacak kısa notlar konulmuştur. Bu şekilde yazarın metnine sadık kalınarak bir kurgulamaya gidilmiştir. İkinci bölümde ise aynı sıralamaya bağlı kalmakla birlikte bu defa hiçbir ayıklama yapılmamış, üstü çizili bütün kelimeler ve iptal edilmiş paragraflar olduğu gibi muhafaza edilmiştir. Bu bölümde ayrıca arşivdeki sayfaların görsellerine de yer verilmiştir."

  2. 2 Antik Çağlardan Günümüze - Felsefenin Öyküsü / Kathleen Wünscher, Deniz Sertcan, Matthias Gatzmeier, Christoph Delius


    TANITIM BÜLTENİ:

    Merak, başlangıçtan bu yana insanlığı felsefe yapmaya itmiştir, hâlâ da itmektedir.”

    "Büyük Yunan düşünür Aristoteles’in bu sözü bugün hâlâ geçerli. Muhtemelen yıllar sonra da geçerliliğini koruyacak. Hal böyleyken felsefe tarihi de düşünürleri, akımları, kavramları ve teorileriyle alabildiğine uzanan bambaşka bir evren. Hep kitap kendi kurallarıyla yönetilen bu evrene adım atmak isteyenler için eşsiz bir rehber sunuyor: Felsefenin Öyküsü

    Bu kitapta Yunan filozoflardan modern filozoflara kadar sayısız filozof, sayısız teori, sayısız soru ve sayısız yöntem sizleri bekliyor. Hem de birbirinden güzel illüstrasyonlarla birlikte! Felsefenin antik çağlardan başlayan uzun tarihini öğrenmek istiyorsanız baş ucunuzda
    Felsefenin Öyküsü’ne yer açın!"

  3. 3 Denemeler / David Hume


    TANITIM BÜLTENİ:

    "Aydınlanma felsefesinin kurucu figürleri arasında bulunan David Hume sadece metafizik alanında değil aynı zamanda edebi, kültürel, tarihsel, estetik ve hatta demografik konularda da yenilikçi bir otorite olduğunu bu denemelerle ortaya koyuyor. Hume’un farklı alanlar üzerine ürettiği yazılardan derlenen bu eser bir yandan filozofun zorlu felsefesini kavramak için ipuçları sunarken diğer yandan yaşadığı çağın anlaşılması için bir ufuk kazandırıyor."

  4. 4 Kar, Köpek, Ayak / Claudio Morandini


    TANITIM BÜLTENİ:

    "

    İtalyan Alplerinde bir vadi.

    Kar fırtınaları, ormanlar ve taşlar.

    Bu vadinin en uzak köşesinde, unutulmuş, yıkık dökük bir baraka.

    Aksi, yaşlı, kafası hayli karışık ve yalnız –ama gerçekten çok yalnız– bir adam.

    Ve bir gün, beklenmedik bir şekilde kapısında peyda olan, düşük çeneli, biraz müstehzi, çokbilmiş bir köpek.

    Sığınılacak tek liman doğa, bir anda nasıl en ölümcül düşmana dönüşebilir?

    İnsan aklına, hafızasına gerçekten ne kadar güvenebilir?

    Yalnızlık bir adamı ne kadar delirtebilir?

    Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, biraz hüzünlü yalnızlık, çılgın halüsinasyonlar ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor: Masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olamayacak kadar büyülü bir roman Kar, Köpek, Ayak."

  5. 5 Günün Sonu Yok / Rachel Seiffrt


    TANITIM BÜLTENİ: 

    "İngiliz yazar Rachel Seiffert, Günün Sonu Yok'ta sezgisel olarak anladığımız ama dile getiremediğimiz duyguları ve kırılma anlarını yalın bir dille aktarıyor.

    İçine kapanık bir bilim adamı Polonyalı bir anne ve oğluyla yakınlık kuruyor, küçük bir çocuk kumsalda ölümle ilk kez karşılaşıyor, ailesine vakit ayıramayan bir anne yadırgadığı kızıyla iletişim kurmaya çabalıyor, yaşlı bir sosyalist Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesini hazmedemiyor, dünyadan soyutlanmış bir arıcının hayatı bir çocuk yüzünden alt üst oluyor, bir anne ve dört çocuğu savaştan kaçmak için bir yabancıya güvenmek zorunda kalıyorlar, Polonyalı genç bir kadın evi terk eden kocasını bulmaya Almanya'ya gidiyor.

    Seiffert okuru aynı anda hem bir gözlemci gibi dışarıya konumlandırıp hem de kahramanlarının iç dünyasına çekebiliyor. Yazar bu öykülerde basit cümlelerle kahramanlarının duygu coğrafyasının beklenmedik karmaşıklıkta bir resmini çizmeyi başarıyor.

    Seiffert hem çok incelikli hem de çok cesur bir yazar... Öykülerin hepsi birbirinden iyi."

    -Ali Smith

    "Seiffert, pek çoklarının bir sayfada yapamadıklarını tasarruflu bir dille yazarak bir satırda gerçekleştirebiliyor. Daha da önemlisi, o dili kurmak için gereken çabanın ve sanatın hakkını da veriyor."

    -New York Times Book Review

  6. 6 Kırık Kalpler Kavanozu / Jean François Chabas


    TANITIM BÜLTENİ:

    "Şimdi bile çevremde, lisede, her yerde, hayatı benimkinden çok daha kolay olan, benden daha fazla sevilen, bu yüzden aptallıklar yapan kızlar görüyorum... İstedikleri tek şey dikkat çekmek; bunun ne tür bir dikkat olduğunun onlar için pek de önemi yok sanki.

    Ben öyle yapmıyorum.

    Yine de, elbette, boşluk benim gibi sıcaklığı çok özlemiş insanlarda daha fazla kendini hissettiriyor. Kalpteki delik kocaman. Benim daha da dikkatli olmam gerek.

     Joe ve ben ilk kez bakıştığımızda, etkilenen işte bu yanımdı. Sanki biri yarama soğuk pansuman yapıyordu.

    Bir yanda ilaçlar, korkular, vazgeçişler; diğer yanda şiddet, öfke ve nefret. Ya av olacaktı ya da avcı. Reva görülene razı değildi. Yumruğunu sıktı, gardını aldı; kaderini kendi yazacaktı.

    Fransız gençlik edebiyatının güçlü kalemi Jean-François Chabas, sarsıcı romanıyla ilk kez Türkçe’de! İnsanın ailesini değiştiremese de geleceğini inşa edebildiğini hatırlatan yazar, şiddet sarmalının yıkılabilir olduğuna işaret ediyor."

  7. 7 Floss Nehrindeki Değirmen / George Eliot


    TANITIM BÜLTENİ:

    “Floss Nehrindeki Değirmen’den iki sayfa okumak, beni gözyaşları içinde bırakmaya yeter.”

    -Marcel Proust

    “George Eliot’ın romanlarında bir ahlaki yücelme duygusu, bir adalet sevgisi sezilir. Gerçek ve aydınlık, eserlerini sarar. O her şeye, iyi ve geniş yüreklilikle bakar.”

    -Henry James

    "İngiliz kırsalında, Floss Nehri kıyısında, babasının işlettiği bir değirmenin civarında doğup yetişen Maggie Tulliver, ağabeyi Tom’u taparcasına sevmektedir. Ancak ne Tom ne de ebeveynleri bu akıllı ve uçarı kız çocuğuna gereken ilgiyi gösterir. Kabına sığmaz Maggie yıllar içinde alımlı, fazlasıyla zeki bir genç kadın haline gelince, üzerindeki baskı ve sırtına yüklenen sorumluluklar artacak, bunlar arzularıyla tehlikeli derecede çatışacaktır. Taşra hayatının dar kalıplarına sığamayan Maggie, zamanla kendini farklı özelliklere sahip üç erkeğin kıskacında bulur: Ailenin sorumluluğunu yüklenen ağabeyi Tom, sanatçı Philip ve üst sınıf mensubu, çekici, tehlikeli Stephen...
    Özellikle kardeşler arası rekabete içgörülü yaklaşımı, güçlü tutkuları en dolaysız haliyle aktarması, 19. yüzyıl İngiltere kırsalına ve yaşantısına dair muazzam gözlem gücü ve birey ile toplum arasındaki çatışmayı çarpıcı bir şekilde gözler önüne sermesiyle Floss Nehrindeki Değirmen, büyük yazar George Eliot’ın (Mary Ann Evans) kendi hayatından esinler taşıyan, en güçlü romanlarından biridir."

  8. 8 Fahrenheit 451 / Ray Bradbury


    TANITIM BÖLÜMÜ: 

    Yazılmış en iyi bilimkurgu romanı. İlk okuduğumda, yarattığı dünyayla kâbuslar görmeme sebep olmuştu. 

    -Margaret Atwood

    Öyle bir eser ki, hakkında ne söylesem eksik kalır. 

    -Neil Gaiman

    Hugo En İyi Roman Ödülü

    Prometheus Şeref Kürsüsü Ödülü

    "Ray Bradbury sadece bilimkurgunun değil fantastik edebiyatın ve korkunun da yirminci yüzyıldaki ustalarından biri. Bilimkurgunun iyi edebiyat da olabileceğini kanıtlayan belki de ilk yazar. Yayımlandığı anda klasikleşen, distopya edebiyatının dört temel kitabından biri olan Fahrenheit 451 ise bir yirminci yüzyıl başyapıtı.
    Guy Montag bir itfaiyeciydi. Televizyonun hüküm sürdüğü bu dünyada kitaplar ise yok olmak üzereydi zira itfaiyeciler yangın söndürmek yerine ortalığı ateşe veriyordu. Montag'ın işi ise yasadışı olanların en tehlikelisini yakmaktı: Kitapları.
    Montag yaptığı işi tek bir gün dahi sorgulamamıştı ve tüm gününü televizyonla kaplı odalarda geçiren eşi Mildred'la beraber yaşıyordu. Ancak yeni komşusu Clarisse'le tanışmasıyla tüm hayatı değişti. Kitapların değerini kavramaya başlayan Montag artık tüm bildiklerini sorgulayacaktı.
    İnsanların uğruna canlarını feda etmeyi göze aldığı bu kitapların içinde ne vardı? Gerçeklerin farkına vardıktan sonra bu karanlık toplumda artık yaşanabilir miydi?
    Fahrenheit 451, yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday.
    Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Etrafa bakındım. Ortadan kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, on-on iki yıldır yaktığım kitaplardı."

  9. 9 Köpek Kalbi / Mihail Afanasyeviç Bulgakov


    TANITIM BÜLTENİ:

    "Köpek Kalbi, hem Rusya'da hem de Batı'da geçen yüzyılın sakıncalı kitaplarından. 1925'te yazılan, ülkesinde ancak 1987'de yayımlanabilen bu roman, 1917 Rus Devrimi'nin toplumsal sonuçlarına odaklanmış. Yer yer Frankenstein'ı andıran, gerçeküstü atmosferiyle kendisini bir distopyanın eşiğinde tutan bir kara mizah, Köpek Kalbi. Oldukça sağlam iplerle birçok metne bağlanan anlatısı, Rus bir doktorun elinden ortaya çıkan tehlikeli bir insan-hayvan türünün, insan doğası üzerinden burjuva ve proleterya görünümlerini yakalayıp hicvediyor. Postmodern romanın unsurlarını, yazıldığı döneme rağmen içinde saklayan Köpek Kalbi; Gogol'un hemşehrisi ve en önemli mirasçısı, Usta ile Margarita'nın yazarı Bugakov'un komünist devrime ve dünyaya bakışını yansıtan küçücük bir roman."

  10. 10 Moskova Önlerinde - Volokolamsk Şosesi / Aleksandr Alfredoviç Bek


    TANITIM BÜLTENİ: 

    "İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi ordusu, Polonya, Danimarka, Norveç ve Fransa’yı işgal etmiş, Kuzey Afrika’ya yönelmişti. Asıl hedefinin Sovyetler Birliği olduğunu yıllar önce yazdığı Kavgam’da ilan eden Hitler, tüm bu işgallerin bunun bir ön hazırlığı olduğunu ifade ediyordu. Nitekim 1941 Haziran’ında Nazi ordusu, tarihin en geniş çaplı askerî harekâtı sayılan ünlü Barbarossa Harekâtı’na kalkışmış, Almanlar Sovyet topraklarına girerek Moskova’ya doğru ilerlemeye başlamıştı.

    “İşgale karşı vatan savunması”nın yanı sıra “faşizme karşı sosyalist direniş”in epik destanı Moskova Önlerinde, bu tarihî günleri anlatır. Savaş muhabiri olan Aleksandr A. Bek’in, Kazah komutan Momiş-Uli ile yaptığı röportajı temel alan eser, tamamen gerçek kişi ve olaylara dayanmaktadır. Bu tarihî belgesel anlatı, Bek’in usta kalemiyle, heyecanla okunan, nefes kesici bir yapıta dönüşür.

    General Panfilov’un askerî dehasının örneklerini gördükçe, Momiş-Uli’nin Kazahistan steplerinden edindiği avlanma deneyimlerini savaş alanına uyarlayışını okudukça, Kızıl Ordu askerlerinin savaşa sadece askerî teçhizatla değil, psikolojik olarak da hazırlanışını izledikçe, Almanların savaşı kaybetme sebebinin “Rus kışı”ndan (ya da daha bilinen ifadesiyle General Kış’tan) fazlası olduğunu anlayacaksınız.

    Moskova Önlerinde, benzersiz bir okuma deneyimi vadediyor. Hem de bir solukta!"


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

Sizin Tepkiniz Nedir?

Beğendim Beğendim
3
Beğendim
Muhteşem Muhteşem
0
Muhteşem
Güldüm Güldüm
0
Güldüm
Üzüldüm Üzüldüm
0
Üzüldüm
Yaren ŞAVKIN

SizVeBiz BLOG Editörü, Adana

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yazı Formatı Seçiniz
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri